Hizmet Sektörü Hakkında Bilgiler

Hizmet Sektörü Hakkında Bilgiler

Hizmet Sektörü Çalışanları Maaşlarını Hangi Aralıklarla Almaktadır ?

Hizmet sektöründe çalışmak iki farklı açıdan değerlendirilebilir. Hizmet sektöründe işveren konumunda çalışılıyorsa burada maaş değil gelir söz konusudur. Örneğin berber kendi işinin başında hizmet sektöründe çalışandır. Fakat maaş karşılığı değil kendi işinin başında çalışmaktadır.

Maaş söz konusu ise bu İş Kanunu’na tabi çalışma anlamına gelmektedir. İş Kanunu’na göre çalışmalarda süreç bellidir. İşveren ile yapılan sözleşme çerçevesinde çalışanın ücreti ödenir. İş sözleşmesin göre brüt ya da net olarak yapılacak anlaşma neticesinde iki taraf tarafından anlaşılarak ücreti tespit ederler. Karşılıklı rıza ile sözleşmeyi belirlerler.
Bir aylık ücret fazla mesai ücreti, prim, bayram çalışması ve resmi tatil çalışma ücretleri ve ilaveler hesaplanarak hizmet sektörü çalışanına ödenir.

İş Kanunu hükümlerine göre ücret en geç bir ay içinde ödenmelidir. Sözleşmelerde ücret ödeme zamanının belirtilmesi durumunda belirtilen tarihte ödeme yapılmış olması ödemenin yapıldığı anlamına gelmektedir. Ayın başında işe başlamış bir işçi 30 gün çalışması durumunda diğer ay başında ücretini almak isteyebilir. Bir aylık sürenin bitmesi ücretin ödeneceği anlamına gelmez. Sözleşmede ücretin ödeneceği zaman belirtilmişse ücret ödeme günü o gündür. Her ay aynı günde ödenmesi ücretin ödenme gününü belirler. Ücret bir defa ve her ay aynı günde ödenmelidir. Sözleşmede ayın 10. günü ücretin ödeneceği maddesi varsa işçi 30 günlük ücretini işe başladığı 40. gün alacaktır. Bu da sözleşme çerçevesinde ücretini zamanında aldığı anlamına gelir.

HİZMETSEKTORU1
Hizmet Sektörü Hakkında Bilgiler

İşveren ücreti ay bitiminden sonra yirmi gün öteleyebilir. Ücretini 20.günün sonunda alamayan işçi çalışmayı erteleyebilir ve bu yaptığından dolayı iş akdi feshedilemez. Ücretlerin ödemesi İş kanununda ayda bir ödenmesi şartını getirir. 20 günlük süre işçinin hala ücreti ödenmedi ise çalışmama hakkını doğuran süredir.


Hizmet Sektörü Kavramı Literatüre Hangi Dilden Ve Hangi Tarihte Gelmiştir?

Hizmet Sektörü Nedir?

Eski çağlarda avcılık, toplayıcılık zamanlar gelişen ve hala süren yerleşik yaşamın getirisi tarım faaliyetleri sonrası artan nüfus sebebiyle yeni arayışlara girilmiştir. Toprağın işlenmesi düzenli hale getirilirken, madencilik ve ticaret alanında yenilikler görülmüştür. Sanayi Devrimi ile küçük el sanatlarından enerji üretimine kadar tüm ham  maddeler işlenmeye ve insan gücünün yeri makinelere bırakılmaya başlamıştır. Makineleri işletecek insan ihtiyacı doğmuştur. Bu vesileyle hizmet sektörüne ihtiyaç duyulmuştur. Hizmet sektörü insanların ihtiyacını yine insanların emeğiyle karşılayan üretimin zihin temelli yapıldığı bir alandır. Gelişmiş ülkelerde hizmet sektöründe çalışan kişi sayısı daha fazladır.

Hizmet sektörü kavramı literatüre hangi dilden ve hangi tarihte gelmiştir?

Tarım toplumundan, toplumuna geçiş ve ardından 18. yüzyıl Sanayi ve Fransız Devrimi sonrası kitlesel refah, bilgi ve nitelikli insan sermayesi önem kazanmıştır.

1765’te James Watt ilk buharlı makineyi bularak, enerjinin kullanılabileceğini göstermiştir. Bu vesileyle teknolojik gelişme ve değişmeler önem kazanmıştır. Sosyal, kültürel ve siyasal alandaki faaliyetlerde toplumda yeni iş bölümleri ortaya çıkmıştır.

Başkası için bir şey yapılmadığı sürece çok fazla ileri gidemezsiniz.” cümlesini dile getiren Melvin Jones’ten ilham alıp, 1917 yıllarında kendini hizmete adayan birçok insan hızla sanayileşen toplumlarda uygun meslek dallarında çalışmaya başlamışlardır. İngiliz ve Fransız iktisatçıları bir araya gelerek tüm ekonomik faaliyetleri gruplara ayırmışlardır. Birinci ekonomik faaliyetler tarım, ikincil ekonomik faaliyetler sanayi ve üçüncül ekonomik faaliyetler ise hizmet başlığı altında toplanmıştır.

Birleşmiş Milletlere göre hizmet sektörü hükümet, genel kamu, teşebbüs ve özel kuruluş, eğlence dinlenme gibi hizmetler olarak ayrılmıştır. Hür insanlar yerine önceleri köleler çalıştırılmıştır. Zamanla emek kavramının önemsenmesiyle toplumsal yapıda hizmet sektöründe vasıflı çalışanlar gerekli görülmüştür. Bu süreçte bir takım sorunlar yaşanmış ve çözülmesi zaman almıştır.

Hizmet Sektöründe Engelli Vatandaşlarımızın Oranı Nedir?

Hizmet sektörü engelli vatandaşların çalışmasını desteklemektir. Engelli vatandaşların iş gücüne katılması, uzun vadede ekonomik büyümeyi arttıracak bir yapıyı sunmaktadır. Kamu sektöründe olduğu kadar özel sektör bünyesinde de engelli vatandaşlar için kadrolar açılmaktadır. Bu kadrolara uygun özelliklere sahip vatandaşlar başvuruda bulunarak iş hayatına katılabilirler. Hizmet sektöründe engelli çalışanların oranları İş Kanunu kapsamında belirlenmektedir.

Hizmet Sektöründe Engelli Vatandaşlarımızın Oranı Nedir?

Hizmet sektöründe engelli vatandaşlara ayrılan kadrolar özel sektörde ve kamu sektöründe farklılık göstermektedir. Kadro oranları İş Kanunu kapsamında belirlenmektedir. Şirketler ve iş verenler kanun uyarında belirlenen oradan engelli vatandaşı istihdam etmelidir. Aynı zamanda şirket bünyesinde yer alan çalışan sayısına oranla belirli sayıda engelli vatandaşın işe alınması gerekmektedir. 50 veya daha fazla işçinin çalıştığı kurumlar için İş Kanunu tarafından belirlenmiş oranlar vardır. Özel sektörde engelli çalışanların %3 oranında olması gerekmektedir. Kamu sektöründe ise bu oran %4 seviyesindedir. Ekonomi Bakanlığı Hizmetler Sektörü Destekleri

Engelli Vatandaşların İş Gücüne Katılımı

2015 verileri ele alındığında kamu sektöründe memur olarak çalışan kişi sayısı 2 milyon civarındadır. İş Kanunu kapsamında belirlenen oranlar sonucunda 2015 yılı verilerine göre engelli vatandaşlardan memur olanların sayısı 40.656 şeklindedir. Toplam çalışan memur oranı ele alındığında engelli vatandaşlar için hala açık kadrolar bulunmaktadır. %4 oranının sağlanması için yaklaşık 22 bin engelli vatandaşın daha kamu sektöründe memur olarak çalışması gerekmektedir. Özel sektör kapsamında ise sayılar tam olarak bilinmemektedir. Özel sektörün istihdam oranı daha fazla olduğu için çalışan engelli vatandaşların sayısını belirlemek oldukça zordur. Buna rağmen özel sektörde yer alan iş verenlerin %3 oranını yakaladığı düşünülmektedir. Engelli vatandaşların iş gücüne katılması oldukça önemlidir. Bu nedenle bu vatandaşların aktif çalışma hayatında desteklenmesi gereklidir. Açılan kadrolara yerleştirilecek engelli vatandaşlar, katma değer açısından oldukça değerli olacaktır.


Hizmet Sektörünün Hakları Nasıl Korunmaktadır?

Çalışanların haklarının korunması ancak sendikalaşma ile olmaktadır. Bunun dışında, hakların korunması imkanı zorlaşmaktadır.
Hizmet sektörü emek yoğun bir sektördür ve önemli bir istihdam kaynağıdır. Hizmet sektörünün en büyük kapsam alanı olan Turizm, International Labour Organisation 2011 raporuna göre, 2019 yılına kadar 296 milyon iş yaratacak.

Ancak hizmet sektörü kötü çalışma koşullarının olduğu sektör olarak da bilinmekte. Sektörde büyük çoğunluk, orta veya küçük ölçekli işletmelerde çalıştırılmaktadır. Vardiyalı çalışmanın ötesinde, sezonluk ve part time çalışmalar ile sezonluk çalışmalar sektörde çalışma koşullarını zorlaştırmaktadır. Hizmet sektöründe çalışanların haklarının korunması da bu sendikalaşma oranı ile zorlaşmakta ve hatta hakları korunamamaktadır.

Hizmet sektöründe Sendikalaşma ;

Zor çalışma koşullarına rağmen sendikalılaşma oranı düşüktür. Türkiye’de sendikalılaşma oranı düşük iken, hizmet sektöründe daha da düşüktür. Toplam sendikalılaşma oranı %9’lar düzeylerinde iken, hizmet sektöründe %3 ler düzeyindedir.

Sendikalaşma oranı azlığının sebepleri çok olmakla birlikte, 1895’te kurulan Amele Cemiyeti kurulması ile başlayan sendikal faaliyetler, tarihi engellerle karşılaşmıştır. Bunların sıralamasına girmeden, en son 1980 darbesinde sendikaların askıya alınması, faaliyetlerinin yasaklanması, 1983’te 2821 sayılı sendikalar kanunu ve 2822 sayılı grev ve lokavt kanunların çıkarılması ile tekrar başlamıştır. Başlangıçta noter tasdiki ile sendika üyesi olunması sendikalşmayı zorlaştırmıştır. Daha sonra e-devlet şifresi ile üye olabilmek imkanı geldiğinden kolaylaşmıştır. Ancak ayrılmak da e-devlet şifresi ile olması ayrılmayı da kolaylaştırmıştır. Bazı işveren insan kaynakları çalışanların şifrelerini istemekte ve kontrol etmekte olduğu söylenegelmektedir. Sendikalaşmanın önündeki en büyük zorluk iş güvencesidir.

Sendikalaşma İstatistikleri ;

2016 Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı istatistiğine göre sendikalaşma oranı tablosu şu şekildedir; Hizmet sektörü olan, Konaklama, Ticaret, Büro ve Güzel Sanatları gruplarındadır. Büro işkolu 3 milyondan fazla çalışanı olan işkoludur ve oran %4.9’dur. Konaklama ise %3.4. Bu iki iş kolu en sonuncu olan İnşaat işkolundan sonra sondan 2. Ve 3. durumdadır. Bu oranın da üçte bir kadarı toplu iş sözleşmesi kapsamında değildir.

Hizmet sektöründe sendikalaşma oranı bu şekilde geri kalmış orandadır. Sendikalı işçilerin üçte birinin toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kalması toplu iş sözleşmesi isteminin ve hakların korunmasının sekteye uğraması anlamına gelmektedir. Bunun en temel nedeni iş kolu, işletme ve iş yeri barajları ile toplu iş sözleşmesi yetki mekanizmasıdır. Öte yandan son yıllarda taşeron işçilerde artan sendikalaşma ile toplu iş sözleşmelerinde büyük bir tıkanma yaşanmaktadır. Bu durum da sendikalı işçilerin sayısının artmasını ve direkt olarak da haklarının korunmasını zorlaştırmaktadır.


Sendikaların Faaliyet Sınırları Nelerdir?

Temel iş- eylem alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

-Sivil toplum kuruluşlarına serbest olan iş ve eylemler: bireyler özel olanlar dışındaki bütün temel hak ve özgürlüklerden faydalanırlar. Bu eylem ve işlemleri yetkili organları aracılığıyla yürütürler.
-Çalışma hayatıyla ilgili iş ve eylemler: Geniş bir örgütlenme alanı olan sendika, iş ve çalışma hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. İş ve çalışma hayatıyla ilgili bütün konular faaliyet alanına girmektedir.

Peki; sendikaların faaliyet sınırları nelerdir?

-Toplu pazarlıkla ilgili iş ve işlemler: Hukuk sistemimize göre, TİS yapılırken çalışanları temsil eden bir tüzel kişiliğin olması zorunludur. Tüzel kişiliğin yetkili olmak için gereken şartları yerine getirmiş olması gerekmektedir. Çalışan kesim adına toplu görüşmeleri yapmak, gerektiğinde ara buluculuk yürütmekte, ilgili tüzel kişiliğin görevidir. Toplu sözleşmeden sonuç alınamazsa iş bırakma ya da grev kararı alıp uygulaması da tüzel kişiliğin karar verme yetkisi içerisinde yer almaktadır.

Diğer ana ilgi ve yetki alanlarını şu şekilde sıralanabilir:

-Toplu iş sözleşmesi ile ilgili sorunlardan dolayı dava açıp bunların takibini yapar. Davaların sonuçları üyeleri içinde bağlayıcı niteliktedir.
-Mesleki kurs, eğitim ve seminerler düzenler.
– İş yeri temsilciler atar ve eğitir.
-Grev dönemlerinde üyelerine destek olmak amaçlı maddi ve manevi destek sağlar.
-Çalışma hayatıyla ilgili yasayla belirlenmiş kurullara temsilciler gönderir.
-İş kazasında vefat eden üyelerinin mirasçılarına hukuki ve adli yardımda bulunur.
-Afet durumlarında yardım kampanyaları düzenler, bu kampanyalara katılır.
-Kazanılan hakların tamamından faydalanabilmenin yolu üye olarak mümkündür. Toplu sözleşme hükümlerinden iş kolundaki diğer çalışanlarda bazı sınırlar ve kısıtlamalarla faydalanır.

Yasayla belirlenmemiş ne gibi konular kazanım alanlarının içindedir?

-Üyeler adına market zincirleri konaklama tesisleri, sigorta şirketleri, kara ulaşım şirketleri, hava yolu şirketleri ile anlaşarak onlara indirimler, promosyonlar ve avantajlar sağlamak. Üyelerinin faydalanabileceği kamp dinlenme tesisi gibi sosyal mekanlar oluşturmak.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here